10 Eylül 2021 Cuma

HASTALIKLARA MADDİ VE MANEVİ ŞİFALAR

ibni tulun camii mısır

 

HASTALIKLARA MADDİ VE MANEVİ ŞİFALAR


Dışarıdan gelen vesveselere 11 Felak okunmalı, nefisten gelen vesveselere 11 Nas Suresi okunmalı.


Cimriliğe karşı 11 defa Maun Suresi okunmalı


Şirke karşı 11 defa Kafirun Suresi okunmalı.


Migrene karabaş balı kullanılmalı. Karabaş balı, beyin hastalıklarında damar açıcıdır.


Kuyruk yağı romatizma, bel ve boyun ağrılarına iyi gelir.


Kemik erimesine karşı kuyruk haşlanıp aç karnına yenmeli, belden alt kısmına tırnaklara kadar sürülmeli.


Kalp damar tıkanıklıklarına karşı karabaş balı yenmeli.


Kudret narı yağı, güzelleştirir, yüzde leke koymaz. İçilir ve hastalıklı yere sürülürse sedef hastalığını ve kaşıntıları yok eder.


Ardıç yağı, antibiyotik yerine geçer. Ardıç yağına demiri koysan eritir, ama vücuda zarar vermez. Vücuttaki cerahati, iltihabı çıkarır, temizler. Vücut dengesini temin eder.


Saf zeytinyağı ve kantaron, iç ve dış kanamaları önler, hücreleri yeniler, sinir uçlarını tamir eder. Kantaron yağı kanser ağrısını yok eder.


Ağrı için ardıç yağı ve kantaron karışımı sürülür.


Elmayı kabuğuyla yemek yüz güzelliği yapar.


Çayı limonla içmek, çayın kan yapıcı özelliği yok etme keyfiyetini giderir.


Saç için, kekik suyu ile saçlar yıkanır, dibine lavanta yağı sürülür. Kantaron yağı sürülür, saç diplerindeki cerahat boşalır, dibinden saç çıkar.


Günlük 21 tane kuru üzüm hafızayı açar. Her birini besmele çekerek yemeli.


Çörek otu baş ağrısını keser. Kimyevi ilaçların çare olmadığı pek çok hastalığa deva olur.

8 Nisan 2012 Pazar


Hz. Musa (a.s) İle Doğan Kuşu
Musa  Yûşa İbnî Nûn ile birlikte çıktığı gezilerden birinde yolda giderlerken ansızın karşılarında bembeyaz bir kuş görürler. Kuş Hz. Mûsa'nın omuzlarına konduktan sonra kendisen şöyle seslenir:

"Ey Allah elçisi Musa!... Beni doğan kuşu öldürecek. Ne olur beni koru!"

Musa Peygamber de kuşu elbisesinin altına saklar. Ardından az sonra doğan kuşu gelerek, "Ey Allah'ın elçisi Musa!... Benim yiyeceğime, avıma engel oluyorsun?" diye sorar. Hz. Musa (a.s) Doğan'a "Sana sürümden istediğin koyunu keseyim. Bırak bu kuşa dokunma, ne olur?" diye cevap verir. "Ama koyun etini ben ne yapayım ondan hoşlanmıyorum ki?" diyen Doğan'a da Musa Peygamber şu cevabı verir. "Öyleyse sana kendi kabalarımdan bir miktar et keseyim de ye." 


Tam bu sırada Musa Peygamber'in elbisesinin altında sakladığı kuş havaya fırlayarak uçar gider. Peşinden de Doğan kanat çırparak havalanır. Hz. Musa (a.s) arkalarından seyre dalar. O, ne hikmettir? diye düşüncelere dalmıştır. Bu iki küçük yaratığın bile hayat-memat derdine düşerek birbirlerini yemeğe kalkışmaları karşısında içi sızlayarak, aralarını bulmak için Doğan'a kendi bacaklarının kaba etlerini vermeye razı olmuştur. O, bütün varlıkların birbirine düşmeden kardeşçe bir düzen içinde yaşamalarını arzu etmektedir. Zaten kutsal davası da insan yığınlarını aydınlık Allah yoluna davet ederek onların bu yolda insanca yaşamalarını sağlamaktır.

Musa Peygamber kafasında bu düşünceleri geçirirken kuşlar tekrar yanına sokularak onlardan biri, "Ben Cebrail'im" diğeri "Ben de Mikail'im" diye hüviyetlerini ortaya koyduktan sonra sözlerini şöyle noktaladılar:

"Ey Musa!... Biz seni buraya denemek için geldik. Açıkçası yüce Allah (cc) bizi, Rabbinin kulları karşısında takındığın şefkat ve merhamet duygularının ölçüsünü tartmak için gönderdi. Bizde bu görevimizi yerine getirdik. İmtihanı başarıyla kazındığınızı müjdeleriz."

Yüce Allah (cc) cümlemizi, şefkat ve merhamet duygularıyla donatsın, amin...


13 Eylül 2009 Pazar



SEVGİLİ DOSTLAR;


Ömrünüz, haram ve günahlara karşı RAMAZAN;


ahiretiniz ise, bunun karşılığı olarak BAYRAM olsun

inşallah.


Ak bir sevdayı içinde bir bebek gibi büyütenler için

Ramazan'ın ifade


ettiği mana çok derindir...

Bazı bedbahtlara Ramazan hiç gelmeyecek...

Yazık...


Bazılarına ise bir gelecek, pir gelecek...

Gelecek ve bir daha hiç gitmek

istemeyecek... Gitmeyecek....

İşte onların hayatı Ramazan olacak...

Şahid olacaklar, şahid bulacaklar...

Günah orucunu hiç bozmayacaklar...

Harama karşı bir ömür sürecek bir orucaniyet

edecekler...

"Küfre ve şirke karşı tuttuğum orucumu bozarsam,

namerdim!" diyecekler... *


Elhasıl, ömürlerini Ramazan edecekler...


Şimdi söyleyin a dostlar: Ömrü Ramazan olanın,

Ahireti bayram olmaz mı?*


RAMAZANINIZ MÜBAREK OLSUN!....

27 Kasım 2008 Perşembe

Artan Pilav




"Bu bir keramet! .........."....

Artan Pilav

Yahya baba , II. Bâyezîd Hân zamanında , Edirne Bâyezıd Külliyesi'nin asçılarından biridir..

Arkadaşları hoşaf, kebap sebze, bakliyat pişirir.
Ama onun ihtisası pilavdır.

Mübârek işe giriştimi, ibadet ettiğini sanırsınız.
Pirin
çleri salavat getire getire ayıklar, yağını tekbirlerle eritir.
Tuzunu Besmele ile , suyunu Fatihalarla salar.

Zaman zaman gözünü yumar, enbiyayı, evliyayı aracı yapar, 
Allah'tan bereket arzular.
Onun pilavı herkese yeter, hatta artar.
Ancak o tek pirinç tanesine bile kıy
amaz; artanı Tuna nehrine atar.
Balıklar onun geleceği saati bilir, köprü başında toplanırlar.

Kilerci, bakar pilav
 artıyor; pirinci asçıya az vermeye başlar.

Ama Yahya Baba bir kere bile "Bu pirinç yeter mi?" demez.

Kilerci şaşkındır.

Her gün pirinç miktarını biraz daha kısar ama pilav az
almaz, aksine çoğalır.
Yine herkes doyar, Tuna'nın balıkları bile nasibini alırlar.

Kilerci, bunu iz
ah edecek tek kelime bilir:

"Bu bir keramet!"

Çok dener ve emin olunca Pâdişaha çıkar.

"B
u Yahya Baba boş değil sultanım der, halbuki biz ona amele muamelesi yapıyoruz."

Bâyeziîd-i Velî gönül ehlidir ve asç
ı ile tanışmak ister.

Kilerci ile bir plan yaparlar.

O gün Yahya Baba'ya çok az, hatta gülünç denilecek kadar 
az pirinç verilir.

O her zamanki gibi okur, âlemlerin Rabbi'nden
 Halil İbrahim bereketi diler.
Pilavı çok lezzetli olur, üstelik kazanlara sığmaz.

Yahya Baba artanları yine yükleni
r, Tuna'nın yolunu tutar.

Tam kepçeyi daldırıp balıklara atarken
 Padişah ortaya çıkar.

"Ne oluyor bre der. Yoksa devlet malını 
israf mı edersin?"

Yahya Baba tutulur k
alır.

Ancak balıklar kafalarını sudan çıkarıp;

"Ayıp olmuyor mu sultanım derler.
 Koca devletin artığını bize çok mu görüyorsun?"

Yahya Baba
 öylesine mahçup olur ki, anlatılamaz.

Utancından sec
deye kapanır, Allah'a sığınır.

Bâyezîd-i Velî onun
 kalkmasını bekler, ama geçmis ola....

Mübarek çoktan rûhunu teslim edip kavuş
muştur rahmet-i Rahmana
 

26 Kasım 2008 Çarşamba

Günahların ilacı




Günah illetine uğrayanlara şifa

Hasan Basri Hazretleri buyuruyur ki: "Bir gün Basra Sokaklarında abid bir genç ile dolaşırken ansızın bir tabibe rastladık. Bir kürsi üzerinde oturmuş, etrafında erkek, kadın ve çocuklardan kalabalık bir cemaat var. Her biri kendi hastalığın ayarayacak bir ilaç soruyordu. Yanımdaki genç irşad maksadı ile ileri geçerek: "Ey tabip! Yanınızda günah illetine uğrayanlara şifa verecek bir ilacınız var mı?" dedi. Hekimin kemal-i hayretle elini başına koyup düşündüğünü gördük sonra içlerinden divanelerden biri:


"Erenler biraz dinlerseniz o derdin devasını şöyle tarif edeyim:


Tevbe kökünü, istiğfar yaprağı ve tevazu dalları şile karıştırıp gönül havanına koyarak, haya suyunu üzerine döküp, tevhid tokmağı ile güzelce dövmeli. İnsaf eleğinden geçirip göz yaşı ile pişirip, muhabbet balından katarak, şükür kasesine doldurup reca yelpazesiyle soğutup, hamd ve kanaat kaşığı ile gece gündüz yemeli. :Günah illetine tutulanların devası budur" der. Allah ehli olan yanındaki cemaata dönerek:


"Ehl-i irfanım deye kimseyi tan etme sen

Defter-i irfana sığmaz söz gelir divaneden der                                                                                                         
     


Elma ve Tesbih








Elma ve Tespih
Dervis, bir kucak elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rast gelmiş bozkır sıcagında. Yorgunluktan al almış kızın yanakları.

"Nereye gidersin? Ne doldurdun kucagına?" diye sormuş.

Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.
"Sevdigim çalısıyor orada. Ona elma götürüyorum."

Kaç tane diye soruvermiş derviş baba. Kız şaşkın;
"Insan sevdigine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"
Usulca kırmış elindeki tespihi derviş!!



Bugünün Sözü

Çiçeğin dikeni var diye üzüleceğimize, dikenin çiçeği var diye sevinelim.