27 Kasım 2008 Perşembe

Artan Pilav




"Bu bir keramet! .........."....

Artan Pilav

Yahya baba , II. Bâyezîd Hân zamanında , Edirne Bâyezıd Külliyesi'nin asçılarından biridir..

Arkadaşları hoşaf, kebap sebze, bakliyat pişirir.
Ama onun ihtisası pilavdır.

Mübârek işe giriştimi, ibadet ettiğini sanırsınız.
Pirin
çleri salavat getire getire ayıklar, yağını tekbirlerle eritir.
Tuzunu Besmele ile , suyunu Fatihalarla salar.

Zaman zaman gözünü yumar, enbiyayı, evliyayı aracı yapar, 
Allah'tan bereket arzular.
Onun pilavı herkese yeter, hatta artar.
Ancak o tek pirinç tanesine bile kıy
amaz; artanı Tuna nehrine atar.
Balıklar onun geleceği saati bilir, köprü başında toplanırlar.

Kilerci, bakar pilav
 artıyor; pirinci asçıya az vermeye başlar.

Ama Yahya Baba bir kere bile "Bu pirinç yeter mi?" demez.

Kilerci şaşkındır.

Her gün pirinç miktarını biraz daha kısar ama pilav az
almaz, aksine çoğalır.
Yine herkes doyar, Tuna'nın balıkları bile nasibini alırlar.

Kilerci, bunu iz
ah edecek tek kelime bilir:

"Bu bir keramet!"

Çok dener ve emin olunca Pâdişaha çıkar.

"B
u Yahya Baba boş değil sultanım der, halbuki biz ona amele muamelesi yapıyoruz."

Bâyeziîd-i Velî gönül ehlidir ve asç
ı ile tanışmak ister.

Kilerci ile bir plan yaparlar.

O gün Yahya Baba'ya çok az, hatta gülünç denilecek kadar 
az pirinç verilir.

O her zamanki gibi okur, âlemlerin Rabbi'nden
 Halil İbrahim bereketi diler.
Pilavı çok lezzetli olur, üstelik kazanlara sığmaz.

Yahya Baba artanları yine yükleni
r, Tuna'nın yolunu tutar.

Tam kepçeyi daldırıp balıklara atarken
 Padişah ortaya çıkar.

"Ne oluyor bre der. Yoksa devlet malını 
israf mı edersin?"

Yahya Baba tutulur k
alır.

Ancak balıklar kafalarını sudan çıkarıp;

"Ayıp olmuyor mu sultanım derler.
 Koca devletin artığını bize çok mu görüyorsun?"

Yahya Baba
 öylesine mahçup olur ki, anlatılamaz.

Utancından sec
deye kapanır, Allah'a sığınır.

Bâyezîd-i Velî onun
 kalkmasını bekler, ama geçmis ola....

Mübarek çoktan rûhunu teslim edip kavuş
muştur rahmet-i Rahmana
 

Hiç yorum yok: